İdari Davalar

Deneyim, İlgi ve Çözüm Odaklı Yaklaşım

Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı

1.1        Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı

1.1.1       Genel Olarak

Özgürlük ve güvenlik hakkı, İnsan hakları Evrensel Beyannamesi (İHEB), Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi (MSHS), Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi (AİHS) gibi temel insan hakları belgelerinde güvence altına alınmış bir haktır. Bu hak temelde bireyin devlet müdahalesi ile keyfi şekilde yakalanmamasını, tutuklanmamasını veya özgürlüğünden mahrum bırakacak şekilde idari uygulamalara maruz bırakılmamasını güvence altına almaktadır. Açık, meşru ve hukuka uygun bir gerekçe olmadan hiç kimse özgürlüğünden mahrum edilemeyecektir.

İHEB’in 9’uncu maddesi “Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz, alıkonulanamaz veya sürülemez.” şeklindedir. Aynı şekilde MSHS’nin 9’uncu maddesi “Herkesin kişi özgürlüğü ve güvenlik hakkı vardır. Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz veya tutuklanamaz. Hiç kimse kanunun tayin ettiği sebeplere ve usule uygun olmaksızın özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” bu hakkı ilan etmektedir. AİHS ise 5’inci maddesinde “Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir.” şeklinde benzer bir düzenlemeye yer vermiştir. İnsan hakları hukukunun esas belgeleri sayılabilecek bu metinlerde keyfi bir özgürlük müdahalesi yasaklanırken özgürlüğü kısıtlanan kişilere ise bazı haklar tanınmaktadır. Özgürlüğü kısıtlanmış kişilerin dış dünya ile bağlarının kesildiği ve başlarına ne geleceğini bilmedikleri bir durumda korunmaları için derhal bir hâkim önüne çıkarılacaklardır. Tutuklanan kişilere neden tutuklandığı ve hakkındaki iddialar bildirilecektir. Yine tutuklanan kişi salıverilmesi için her zaman mahkemeye başvuracaktır. Bütün bu usuli güvenceler özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişilerin güvenliğinin sağlanması ile ilgilidir. Dolayısıyla kişi güvenliği hakkı, kişi özgürlüğü hakkının bir tamamlayıcısı ve bu hakka ilişkin mevzuattaki maddi ve usuli yükümlülükler kapsamında dar olarak yorumlanır.[1]

Kişisel özgürlük bireyin kendi hayatı içerisinde rahatça kararlarını verebilmesi ve uygulayabilmesini içeren bir haktır. Bireyin fiziksel olarak bir yere kapatılması, hareketlerinin cebren engellenmesi kişisel özgürlük hakkının ihlali sayılır.[2] Kişinin güvende sayılabilmesi için kararlarını alıp uygulayabileceği güvenli bir ortamın olması gerekir.  Bu öyle bir ortamdır ki kişi aldığı kararları icra ederken kendisine meşru olmayan bir müdahalenin gelmeyeceğinden emindir. Maddi ve manevi varlığın korunması açısından sağlıklı bir ortamın varlığı kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı tarafından temin edilmektedir.[3] Devlet sınırları çizilmiş ve sayılı gerekçeler haricinde kişilerin özgürlüğünü kısıtlayıcı kararlar alamayacaktır.

Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının öznesi “herkes”tir. Bu hakkın sağladığı güvenceden tutuklular, hükümlüler, gözaltına alınanlar, toplum sağlığı ve güvenliği açısından tehlike arz eden akıl hastaları ile bulaşıcı hastalık taşıyanlar, bağımlılar ve yabancılar da faydalanır.[4] Özgürlükten yoksun bırakılmanın söz konusu olabilmesi için bilindik manada kişinin cezaevi, nezarethane veya tutukevine konulmasına gerek yoktur. Kişinin bir yerden başka bir yere hareket etmesini engelleyen tutma şekilleri bu hak kapsamındadır. Mekânsal olarak bir bina ya da aracın içerisi bu açıdan farksızdır. Özgürlükten mahrum bırakılan süreye ilişkin de bir sınır belirlemek mümkün değildir. Keyfi bir tutma bir saat dahi olsa kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali sayılmalıdır.[5]

Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına ilişkin müdahalede zorlama unsurunun da olması şarttır. Fiziksel bir zorlama ile benzer şekilde kişinin hareket etme serbestisinin kısıtlayabilecek bir nitelik arz eden psikolojik baskılarda “zorlama” unsurunun içerisindedir.[6]

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına ilişkin içtihatlarında bu hakkın sınırlandırılmasına ilişkin üç ilkeyi vurgulamaktadır; sınırlı sayıdaki istisnaların çok katı bir şekilde yorumlanması gerektiği, özgürlükten mahrum bırakılmanın hukukiliğinin titiz bir değerlendirmeye tabi olması gerektiği ve yargı denetiminin hızlılığı.[7]

Mahkûmiyet kararından kaynaklı tutulma, mahkeme emrine veyahut kanuni yükümlülüğe aykırı davranma nedeniyle tutuklanma, suç ve kaçma şüphesi nedeniyle tutuklama, küçüklerin tutulması, tıbbi veya toplumsal nedenlerle tutulmanın yanı sıra ülke topraklarına giren yabancıların tutulması 5’inci madde kapsamında istisnai durumlar olarak sayılmıştır.

[1] Şirin, Özgürlük ve Güvenlik Hakkı, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi-1:56.

[2] Fatma Akaltun Fırat / Türkiye, No. 34010/06 (AİHM 10 Eylül 2013). §35

[3] Erdoğan, İnsan Hakları Teorisi ve Hukuku, 190.

[4] Şirin, Özgürlük ve Güvenlik Hakkı, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi-1:11.

[5] Fatma Akaltun Fırat / Türkiye. § 34-35 Başvurucu, 26 Nisan 2005 tarihinde, hastanede çalışan sendika üyelerine 1 Mayıs İşçi Bayramı ile ilgili bildiri dağıttığı esnada hastane polisi tarafından yasal bir gözaltı olmadan polis odasında yaklaşık 1 saat boyunca zorla tutulmuştur. AİHM bu müdahaleyi sözleşmenin 52inci maddesi kapsamında değerlendirerek hak ihlali kararı vermiştir. Mahkeme için devletin müdahaleyi nasıl nitelediğinin bir önemi yoktur. Tutulmanın başlangıcı, tedbirin türü, süresi, kişi üzerindeki etkisi ve kapsamı, uygulama şekli gibi kriterlerin dikkate alınarak tedbirin 5’inci madde kapsamında olup olmadığı belirlenecektir.

[6] Şirin, Özgürlük ve Güvenlik Hakkı, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi-1:46.

[7] Selahattin Demirtaş/Türkiye, No. 14305/17 (AİHM 22 Aralık 2020). p.312

Son Makaleler

Askeri Hukuk ve Danışmanlık

Pratik Çözümler

Askeri hukuk, askeri personelin ve askeri olaylarla ilgili olarak uygulanabilecek hukuk kurallarını içeren bir hukuk dalıdır. Bu kurallar, ordunun yasal yapısını, askerlerin yetki ve sorumluluklarını, askeri operasyonların yürütülmesini ve askeri yargı sürecini düzenler. Askeri hukuk, diğer hukuk alanlarından farklı olarak, askeri güvenlik ve ülkenin savunması gibi özel öneme sahip konuları içerir.