Göreve Başlamadan Önce Hasta Olanların Adi Malullüğü Emsal Karar
Göreve başlamadan önce malul olmayı gerektiren bir rahatsızlığı olan ancak idarenin görevlilerinin ihmallerinden kaynaklı olarak tespit edilemeyen hastalıklarda adi maluliyet hükümleri uygulanmalıdır.
AYİM Üçüncü Daire Başkanlığının 30/4/2014 tarihli ve E.2014/52, K.2014/600 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“Davacı vekili, 13.06.2013 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; davacının 1996 yılında uzman erbaş olarak göreve başladığını, rahatsızlanması üzerine hastaneye sevk edildiğini, Etimesgut Asker Hastanesinin 25.01.2013 tarihli raporu ile “Testiküler fonksiyon bozukluğu” teşhisi ile “41/B/1 TSK’da Görev Yapamaz” kararının verildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunun 12.06.2013 tarihli yazısıyla “TSK’da görev yapamaz kararına esas testiküler fonksiyon bozukluğu rahatsızlığının sandığa tabi göreve girmeden önce mevcut olduğu tıbben bilindiğinden, malullüğe ilişkin hükümlerin uygulanamayacağı” denilmek suretiyle maluliyet talebinin reddedildiğini, müvekkilinin yasal şartları taşıdığı halde maluliyet aylığı bağlanmaması işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek işlemin iptaline ve özlük haklarının hak ediş tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
…
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 27 Şubat 2014 tarih ve E.2014/52 sayılı kararı ile GATA Sağlık Kurulu Başkanlığından Davacının rahatsızlığının genetik olup-olmadığı, bu hastalığın oluşumunda tek etkenin genetik sebepler olup-olmadığı, başka etkenlerin de bulunup-bulunmadığı, söz konusu hastalığın genetik olmakla birlikte sonradan ortaya çıkıp-çıkamayacağı, her zaman aynı bulguların tespit edilip edilemeyeceği, davacının uzman erbaş olarak göreve başladığı 1996 yılında bu rahatsızlığın mevcut olup-olmadığı, tespit edilip-edilmeyeceği, davacıda mevcut rahatsızlığın davacının göreve başladığı tarihte yürürlükte olan TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği hükümlerine göre sınıfı görevini yapamayacak seviyede olup olmadığının bildirilmesi istenilmiş, ara kararı cevabı GATA Tıp Akademisi Komutanlığı Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Eğitim Hastanesi Baştabipliğinin … sayılı yazısı ile gönderilen … numaralı ek raporunda;’Davacının ilgi yazı ekinde gönderilen belgeleri incelenmiştir. Klinefelter Sendromu genetik bir hastalık olup anneden gelen ve normalde 1 (bir) tane olması gereken X kromozomunun iki tane olması (XX) sonrasında ortaya çıkan bir hastalıktır. Normalde erkeklerde 46 XY kromozom sayısı Klinefelter Sendromunda 47 XXY şeklinde ortaya çıkar. Yani normalden 1 kromozom daha fazla bulunur. Klinefelter Sendromu genetik bir hastalıktır ve doğumsa Klinefelter Sendromlu bir kişide doğduğundan itibaren bu hastalık mevcut olup, hastalık sonra kazanılmaz. Mozaizm denen durumda vücutta bazı hücrelerde 46 kromozom, bazı hücrelerde 47 kromozom bulunabilir. Mozaizm şeklinde kromozom yapısı olan kişilerdeki klinik bulgular hafif olduğu için hastalığın tespiti zorlaşabilir. Bazı hastalarda da mozaizm olmasa bile sınırda testosteron eksikliği olup daha hafif klinik bulgular ortaya çıkar ve bu tip kişilerin tek şikayeti infertilite (çocuk sahibi olamama) olabilir. Hastanın klinik bulguları eğer hafif ise 1996 yılında hastalığın tanısını koymak mümkün olmayabilir. Eğer hastalık 1996 yılında tespit edilmiş olsa TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre ‘B/41 F1 TSK’da görev yapamaz’ kararı verilmesi gerekirdi.’ yönünde tıbbi kanaat bildirilmiştir.
…
Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi bir göreve atanmadan önce malul olmayı gerektiren rahatsızlıkları tıbben tespit edilememiş ya da ilgilisi tarafından bilinebilir olduğu ortaya konulamayan durumlarda hukukun güvencesi altında bulunan iştirakçilerin adi malullük hükümlerinden yararlanmaları gerekir. Davacının adi maluliyet hükümlerinden yararlanabilmesi tıp biliminin tanı koyabilme yeterliliğine bağlanamayacağı gibi idarenin ilgili birimlerinin ya da görevlilerinin yıllar önceki ihmallerinden ya da hizmetin yeterince işlememesi nedeniyle malul olmayı gerektiren rahatsızlıkların tespit edilememiş olması, davacının şu an saptanan ve onu görev yapamayacak hale koyan arızası yönünden bir maluliyet engeli kabul edilerek sosyal güvence kapsamından çıkarılması hakkaniyet ve nesafet ilkelerine aykırılık oluşturur.
Dava konusu uyuşmazlıkta davacının statüye girişinde yapılan sağlık kontrolünde söz konusu rahatsızlığı tespit edilmemiştir. GATA ek raporuna göre statüye girdiği tarihte klinik bulguların hafif olması durumunda hastalığın tanısını koymanın mümkün olmayabileceği belirtilmiştir. Dava dosyası içeriğinde statü öncesinde söz konusu rahatsızlığın tespitine ilişkin bir rapor bulunmamaktadır. Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler karşısında 5434 sayılı Kanunun malullüğe ilişkin hükümlerin davacı hakkında uygulanması gerekirken aksi yönde tesis edilen işlemin sebep ve konu unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
…
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacıya adi malûliyet aylığı bağlanmaması işleminin İPTALİNE,
2. Adi malûliyet aylıklarının hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ÖDENMESİNE…”